emredemem.”
“Ama…” diye başlayacak oldu Pruna.
Kraliçe onu duymadı. Atının üstünde başını kaldırarak bağırdı: “Herkes beni dinlesin! Kaçmak zorundayız. Kendi başınıza ormandan gizlice kaçmalısınız. Ancak bu şekilde Çelik Yumruk savaşçılarından kurtulabiliriz ve…”
“Hayır!” diye bağırdı Lotus avazı çıktığı kadar. “Beni dinleyin. Kaçmayacağız!”
Kraliçe Veronika kızına şaşkınlıkla bakakaldı. Elfler aralarında fısıldaşmaya başlamış, şaşkın gözlerle birbirlerine bakıyorlardı. Kraliçeye mi yoksa prensese mi itaat edeceklerdi?
“Birlik olmamız gerek,” dedi Lotus. “Ayrılırsak, Elf toprakları yakında yok olacak.”
“Lotus haklı,” dedi Pruna. “Şimdi pes edersek, güzel ülkemizi asla kurtaramayız.”
Kraliçe derin bir iç çekti.
“Muhtemelen haklısın,” dedi. “Doğru olduğunu düşündüğün şeyi yap. Ben de seni takip edeceğim.”
Onlar konuşurken, Sitrus da düşmanı gözlüyordu. Savaş arabasını çeken dört kertenkeleyi zorlukla kontrol edebiliyorlardı sanki. Kertenkeleler vahşice tıslıyor ve arada bir kralın azman korumalarına saldırıyorlardı.
Canavarlarsa öfkeli kertenkeleleri uzak tutmak için dişlerini göstererek demir zincirlerini sallıyorlardı. Ama bu onları daha da kızdırıyor, Kral Hodbin ise itaat etmelerini sağlamak için kırbacını kullanmak zorunda kalıyordu.
“Savaşıyoruz öyleyse,” dedi Pruna. “Ama nasıl?”
“Onları gafil avlamalıyız,” dedi Sör Karadiken. “Doğrudan krallarına saldıralım. O zaman neye uğradıklarını şaşırırlar.”
“Sanırım saflarını yarıp içinden geçebiliriz,” dedi Sitrus. “Ben denemeye razıyım. Ama arkamı kollamanız gerekecek.”
“Bize güvenebilirsin,” dedi Lotus.
Elfler hazırlanarak saldırı pozisyonuna geçtiler. Pruna ve Lotus, Karadiken ve Sitrus ile birlikte ön saflarda yerlerini aldılar. Bir grup şövalye de Kraliçe’nin etrafını sarmıştı. Trol Demirbilek de hemen yanındaydı.
Elfler atlarının üstünde dörtnala ilerlemeye başladılar. Giderek daha da hızlanıyorlardı. Kralın savaş arabasına neredeyse ulaşmışlardı. Çelik Yumruk savaşçıları, etraflarını sarmak için iki taraftan ilerlemeye başladılar.
“Savaş tanrısı bizim tarafımızda!” diye bağırdı Kral Hodbin. “Aptallar, kendi elleriyle avucumuza düşecekler.”
Sitrus, kralın arabasına kadar ulaşmayı başarmıştı.
“Çelik Yumrukları benden uzak tutun!” diye bağırdı Lotus ve diğerlerine.
Ardından kertenkelelerin dizginlerini arabaya bağlayan demire doğru atıldı. Kılıcıyla yaptığı birkaç hızlı hareketle dizginleri çözmeyi başardı.
Kertenkeleler serbest kaldıkları anda, kükreyip hırlayarak muhafızlara saldırmaya başladılar. Canavarlar, kertenkelelerin dişlerinden kaçmaya çalışırken tökezliyor, bir yandan da zincirlerini çılgınca sallıyorlardı. Hem canavarlar hem de kertenkeleler, kralın savaş arabasının arkasında duran Çelik Yumruk savaşçılarıyla çarpışıyordu.
Bir anda her şey birbirine girdi. Çelik Yumruk savaşçılarının çoğu ezilirken, diğerleri vahşice sallanan demir zincirlerin ağır darbelerine maruz kalıyordu.
“Elfler, beni takip edin!” diye bağırdı Lotus.
Düşman hattındaki boşluktan geçti. Sıra sıra dizilmiş olan Çe