Adem Güneş

Güvenli Bağlanma

Notify me when the book’s added
To read this book, upload an EPUB or FB2 file to Bookmate. How do I upload a book?
  • rabiahas quoted5 years ago
    Çocuklar sütten kesilirken anne-çocuk bağına zarar vermemek için kademeli bırakma yöntemi tercih edilmelidir. İzlenmesi gereken yol ise şöyledir; öncelikle anne hangi periyotta emzirdiğine bakmalı, gece ve gündüz diye zaman dilimlerini ikiye ayırmalıdır. Gündüz emzirme sıklığı ne ise önce bunu yarı yarıya azaltmalıdır. Ancak çocuk her zamanki süt içme saati geldiğinde anneye yönelir, ağlar, süt ister. Anne bu esnada evladına göğsünü değil kendisini vermelidir. Çocuğuyla yakın temas içinde olmalı, onunla bütünleşmeli, kaygılanmamalı, doğal şekilde “Süt gelsin ondan sonra vereyim” diyerek sonraki emme saatini çocuğa hatırlatmalıdır. Söz verdiği vakit geldiğinde çocuk istemese, aklına gelmese dahi anne “Gel oğlum/kızım artık süt geldi, içebilirsin” diyerek çocuğun güven duygusunu artırmalıdır.

    Bir hafta böyle devam ettikten sonra ikinci hafta emzirme aralıkları iki saat daha artırılmalıdır. (Bağlanma konusunda çocukta sorun varsa ya da geçmiş dönemde yaşanmış ciddi problemler mevcutsa süt verme aralıkları üç saat de yapılabilir) Yedi günün ardından emme aralıklarına iki saat daha eklenmelidir. Zamanla çocuk bir sabah bir de akşam yatarken anne sütü alacak duruma gelir. Bu periyoda çocuk alışınca sabahki emzirme saati de bırakılmalıdır.
  • rabiahas quoted5 years ago
    Kimi bebekler 1-2 haftada kimileri de 3-4 haftada anne sütünü bırakır. Zaman diliminin farklılığı emzirme döneminde annenin çocuğuna kendisini ne kadar verebildiğiyle alakalıdır. Unutulmamalıdır ki otuz ayı doldurduğu hâlde anne sütü içmeye devam eden çocuk artık annesinden ne güven alıyor ne de besin ihtiyacını karşılıyordur. Onunki sadece alışkanlıktır.
  • rabiahas quoted5 years ago
    Çocuk iki yıl boyunca bağlandığı anne göğsünden tiksindirilerek koparılmamalı, ona ayrılık travması yaşatılmamalıdır. Aksi hâlde çocukta agresiflik, huzursuzluk, güvensizlik oluşur, anneyle kurulmuş güven bağı zarar görür.
    Hâlbuki sütten kesme süreci oldukça kolay atlatılabilir. Zira bu aşamada annelerin en büyük yardımcısı zaten çocuğun kendisidir. Daha önce de bahsettiğimiz gibi yirmi dördüncü ayın sonunda emme refleksi yavaş yavaş kaybolur. Çocuk ise tam tersine anneyi daha çok emmek ister. Çünkü artık doymuyordur, kendi gücüyle anne sütünü almaya çalışırken de çok yorulur ve sinirlenir. Anne buradaki sinyali iyi algılamalı, artık emzirme dönemini sonlandırması gerektiğini bilmelidir.
  • rabiahas quoted5 years ago
    Sütten kesme, yataktan ayrılma ve tuvalet alışkanlığı edindirmenin bir sırası vardır. Bu üçleme, önce sütten kesme ile başlamalıdır. Zira çocuk sütten kesilirken kendini emniyetsiz hisseder. İki yıl boyunca açlık ihtiyacını giderdiği kaynaktan ayrılmak zordur. Birçok anne, çocuğunun özellikle son dönemlerdeki emme yoğunluğuna bakarak “Benden nasıl ayrılacak?” diye kaygıya kapılır. Bu tedirginlik zaman zaman anneleri yanlış yollara sevk eder. Bazıları sütten kesmek için çocuğu terk eder ya da göğsüne pamuk koyup salça sürer.
  • rabiahas quoted5 years ago
    Yaklaşık iki yaş döneminden sonra ebeveynler çocuklarının bazı alışkanlıkları edinmesinde rol oynamak zorundadır. Bunlar tuvalet alışkanlığı kazanma, yataktan ayırma ve sütten kesmedir. Birçok anne için tüm bu süreçler oldukça zor ve kaygı vericidir. Hele de ilk çocuklarda. Oysaki iki yıl boyunca anneyle yatmış, güvenle bağlanabilmiş bebekler bu alışkanlıkları daha kolay kazanır. Çünkü bağlanma çocukta güven duygusu oluşturur. Güven duygusu ise çocukta bu değişiklikleri gerçekleştirmeyi kolaylaştırır, ebeveynin tesir gücünü artırır.
  • rabiahas quoted5 years ago
    Bağlanma süreci bazı çocuklarda on sekiz ayda, bazılarında da iki buçuk yılda tamamlanır. Bu sürenin uzaması veya kısalması bebeğin annenin duygularına erişebilme kolaylığına bağlı olarak değişir. Kendini kaygısızca bebeğine bırakabilen, emzirme sürecini keyifle geçirmiş, aynı yatakta ten tene olmanın avantajını yaşamış, ihtiyaçları koşulsuz karşılanmış bebeklerin ayrılma süreci daha erken başlar. Güvenli bağlanma adım adım gerçekleştiği gibi güvenli ayrılma da yaklaşık on sekiz aylık bir zaman dilimini kapsar. Güven duygusu oluşmuş çocuklar bu dönemde kaygılanmaz, ayrılmamak için direnç göstermez. İki yaşından sonra anneden kopamama ruhsal doyuma erişememenin önemli bir işaretidir. Duygusal yoksunluk yaşayan çocuklar kaygılıdır, kaygılı çocuklar ise annelerinden ayrılamaz.
  • rabiahas quoted5 years ago
    Ancak iki buçuk-üç yaşından sonra babayla çocuk adım adım birbirine bağlanır. Ondan önce çocuğu babaya bağlamaya çalışmak ya da bu konuda tazyikte bulunmak duyguları hazır olmayan babayı zorlamaktır. Bu tutum ise iki tarafı birbirinden uzaklaştırır.
    Erkeklerin çocuklarına yakınlaşması, onlarla bağ kurması için içlerinde bazı duyguların uyanması gerekir. Bunu da ancak çocuk yapar. Mesela bebeğin şirinliği, tatlılığı, masumiyeti babalık duygusunun uyanması için yeterli değildir. Her şey çocuğun ona tebessüm etmesi, “babacımmm” demesi, işten geldiğinde sevinmesi, akşamları boynuna atlayıp öpmesi, oyun oynayacağı zaman elindeki topu götürüp ona vermesi ya da bazı ihtiyaçlarını babasının karşılamasını istemesiyle başlar.
  • rabiahas quoted5 years ago
    Özellikle alt temizleme anneyle bebeği birbirine bağlayan unsurlardandır. Baba bu işi (çok zaruri durumlar hariç) yapmamalıdır. Ama anneyi rahatlatmak, dinlendirmek ya da kendisine vakit ayırmasını sağlamak maksadıyla haftada bir bebeği uyutabilir, dışarıda vakit geçirirken çocuğu gezdirip oynatabilir. Ama bunların hiçbiri alışkanlığa dönüşmemelidir. Yanlış anlaşılmasın; baba çocuğun yaşamı içerisinde mutlaka kendisini var etmeli, iletişim köprüsünü kurmalıdır. Ancak ilk iki yıl çocuğun duygusal gelişimi anneyledir.
  • rabiahas quoted5 years ago
    Sebep ne olursa olsun, kocasıyla problemli kadınlar kendisini çocuğuna bırakamaz, bebeği emzirse de onunla arasına görünmez engeller koyar. Çünkü bu tarz kadınlar aile hayatında kendini ifade etmeye çalışmak, sesini karşı tarafa duyurmak ve haklarını savunmak için fazla enerji harcamak zorundadır. Bu da annenin çocuğuna yetebilmesi için gerekli olan gücü elinden alır. Duyusal problem yaşayan anneler maalesef çocuklarına karşı daha sert, kuralcı olmayı tercih eder, kendisine yakın duran bebeğini de tehlikeymiş gibi algılar. Böylece aşağılanmışlık duygusundan kurtulmaya çalışır. Çok bilinçli anneler ise yaşadığı olumsuzlukları bebeğine yansıtmama yolunu seçebilir. Bunun içinse ciddi bir irade, sekine hâli ve ruhsal güç gerekir.
  • rabiahas quoted5 years ago
    Kadın eşiyle yeterince iletişim kuramıyorsa, onu manevi destekçisi olarak yanında göremiyorsa bu süreçte kendini bebeğine bırakmakta zorluk çekiyor. Zira eşinden ruhsal destek görmeyen bir kadının çocuğuna duygusal destek sunması oldukça zordur. Kadınlar ancak eşinden kopabildikleri kadar kendilerini çocuklarına bırakır. Bir baba ruhen sağlıklı nesiller yetiştirmek istiyorsa süt gelmesini sağlayacak huzuru, kaygılardan arınmış aile ortamını anneye hazırlamalıdır. Çünkü tüm bunları bir bebeğe baba değil ancak anne verebilir. Ve her biri de aslında çocukta güveni beraberinde getirir.
fb2epub
Drag & drop your files (not more than 5 at once)